Hiç kuşku yok ki içinde bulunduğumuz dünya dijitalleşmektedir ve dönüşüm içindedir. İşin geldiği noktayı anlamak için bir örnek verelim; yüzyılın başında kullandığımız içten yanmalı motorları olan tamamen mekanik ilk otomobilleri düşünün, bir de milyonlarca satır yazılım koduna sahip son model bir Ford GT ‘yi. Bu karşılaştırma bile dijitalleşmeye kayıtsız kalamayacağımız anlamına geliyor.

Teleworking, remote working: good practices to know

Dijitalleşme dediğimizde akla gelen bir terim Endüstri 4.0, bu terimi kısaca üretimin dijital dönüşümü olarak tanımlayabiliriz. Yaşadığımız pandemi döneminde; sistem mühendisliği/teknolojileri, yapay zeka, artırılmış ve sanal gerçeklik, 3D yazıcılar, siber güvenlik, robotlar, sensörler, biyo-nano malzemeler, dijital sosyal medya, nesnelerin interneti gibi, endüstri 4.0 ‘ın alt bileşenlerinin ne derece önemli olduğunu bir kez daha anlamış olduk.

 “Şiddetli değişimin yaşandığı bu çağda gelecek, öğrenenlere miras kalır. Çok şey bilenler ise kendilerini artık var olmayan bir dünyada yaşamak üzere donanmış bulurlar”   

Eric Hoffer

Buradan anlayacağımız aslında öğrenen organizasyon olmanın, yeniliklere açık, hizmetkar (servant) ve çevik (agile) olmanın, yaşadığımız dönemde daha da önem kazandığıdır. Pandemiden önce birçok şirket doğal olarak yaşamını sürdürebilmek için, dijitalleşme çalışmalarına başlamıştı ve bazı fonksiyonlarını (bilgi teknolojileri, dijital pazarlama-kurumsal iletişim vb.) merkezileşmiş uzaktan organizasyonlarla işletmekteydi. Pandemi sırasında birçok işletme fonksiyonunun her gün şirkette bulunmasının zorunluluk olmadığı da anlaşıldı. Aslında Covid19’un; belirli bir oranda hazırlanıp uygulamaya cesaret edemediğimiz, iş modeline geçişi başlatan, motora ilk hareketini veren, marş dinamosu gibi bir görev üstlendiğini söyleyebiliriz.

Koronavirüs COVID-19 Rehberi | Yeditepe Üniversitesi Hastanesi

Performans yönetim sistemleri, iş sürekliliği, bilgi güvenliği, devam takip, uzaktan çalışma standartları vb. konuların yeni normlara adapte olması gerektiği, hizmetkar liderlik (servant leadership) – otonom ekipler ve holokrasinin daha da ön plana çıkacağını öngörebiliriz. İş süreçlerini ve organizasyon yapılarını tekrar incelemek, gerekirse yeniden düzenlemek kaçınılmaz sonuçtur. İyi yönetilen, dayanışmanın, işbirliğinin, takım ruhunun ve sosyal ağların önemini kavramış ve uzaktan çalışmayı da içeren iş modellerinde, hem çalışan hem de şirketler daha verimli ve etkin şekilde hayatlarına devam edeceklerdir.

Bu yeni durumda sahip olunması gereken bazı yetkinlikleri; karmaşık problem çözme, eleştirel düşünme, yaratıcılık, uzaktan iş yönetimi, koordinasyon ve işbirliği, duygusal zeka (EQ), veri odaklı karar alma, hizmet odaklılık, esneklik, şeffaflık, saygı, sorumluluk, bütünlük (integrity), çeviklik (agility), dijital düşünme, değişim ve dönüşüme açık olma olarak sıralayabiliriz. Bunlara ek olarak; dinleme, empati, iyileştiricilik, farkındalık, ikna, tahayyül etme, öngörü, takım oyunculuğu, adanmışlık, topluluklar yaratma gibi hizmetkar liderlik özellikleri de günümüzde ve gelecekte aranan yetkinliklerden olacaktır.

Why business acumen is more important than ever in a VUCA world ...

Artık yarını tahmin ederken zorlanıyoruz, değişim çok hızlı ve beklenmedik şekilde yaşanıyor. Bu istikrarsız dünyaya VUCA “Volatility (Dalgalanma), Uncertainty (Öngörülmezlik), Complexity (Karmaşıklık), Ambiguity (Muğlaklık)” dünyası diyoruz, pandemi ile de bu istikrarsızlık ortamı daha da güçlendi. “VUCA dünyasının belirsizlikleri ile baş etmeyi” Çevik liderlik (Agile Leadership) olarak adlandırabiliriz.  Yaşadığımız pandemi döneminde çevik olmanın hayatta kalmayı sağlayacağı, bazı şirketlerin sonu gelirken bazı şirketlerin çok daha hızlı yükseleceğine şahit olacağız. Tüm bunları göz önüne aldığımızda, şirketlerimize liderlik ederken; yükselen şirket mi yoksa, tarihe karışan şirket mi olacağız? Düşüneceğimiz asıl soru bu olmalı.


İlker Karademir, PhD.c

Lisans eğitimimi 2005 yılında Kocaeli Üniversitesi, Metalurji & Malzeme Mühendisliği 'nde tamamladıktan sonra, iş hayatına Kalite Sistemleri Denetçisi olarak başladım. Daha sonra Otomotiv, İnşaat, Mobilya, Demir-Çelik gibi farklı sektörlerde önde gelen yerli ve yabancı şirketlerde Kalite Müdürü olarak çalıştım. Aynı zamanda 2010 yılında Maltepe Üniversitesi ,Yönetim-Organizasyon alanında yüksek lisansımı tamamladım. Halen global bir şirkette Sürekli Gelişim Müdürü olarak çalışmakta ve İşletme Yönetimi alanında Doktora eğitimimi sürdürmekteyim.

0 yorum

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir