Geleceği öngörmekte zorlanıyoruz, değişim; teknolojide, pazarda, üründe, hizmet şekillerinde, müşteri beklentilerinde ve dolayısıyla iş modellerinde çok hızlı şekilde yaşanıyor. Bu istikrarsız dünyaya VUCA (Volatility-Dalgalanma, Uncertainty-Öngörülmezlik, Complexity-Karmaşıklık, Ambiguity-Muğlaklık) dünyasının belirsizlikleri ile baş etmek için “Çevik ve Dayanıklı” olmak zorundayız. Çünkü çeviklik ve dayanıklılık, kalıcı olmanın anahtarıdır. Kurumların iş sürekliliğini sağlaması, krizlerle baş edebilmesi, kurumsal dayanıklılığı birçok etkenle mümkün.

Kurumun Teknolojisi ‘ninçağa ayak uydurması, Endüstri 4.0 bileşenlerine uyum sağlaması, Finansal dayanıklılığı; likidite, gelir yaratma kabiliyetleri, karlılığı, sermaye gücü, İş gücü kalitesi, güvenliği ve sağlığı (özellikle salgın döneminde), Ticari dayanıklılığı;  sürekli değişen piyasaya uyum müşteri taleplerine hızlı adaptasyon, farklı müşteriler, sektörler ve pazarlara yönelebilmesi, Tedarik Zinciri dayanıklılığı; kesintisiz tam zamanında ve kaliteli hammadde temini, Operasyonel dayanıklılık; esnek, verimli tam zamanlı üretim, müşteri ihtiyaçlarını karşılayabilecek hizmet kalitesi, gibi etkenler kurumların dayanıklı ve kalıcı olmasını sağlar.

Jim C. Collins ‘in dediği gibi; Kalıcı olabilen şirketlerin ortak özelliği kuruluşlarında bulunan öz değerleri korumak, sürekli gelişmeyi teşvik etmektir, bunu da değişimi doğru yönetmeleriyle ilişkilendirebiliriz. İşletmenin öz değerleri dışında her faaliyet gelişmeye açıktır. Bunu yaparken de zamandan bağımsız bu öz değerlerini ve kalıcı amaçlarını mevcut uygulama ve iş stratejilerinden ayrı tutarlar. Kalıcı şirketlerin varlık nedeni sadece işletme karlılığı değildir, aynı zamanda müşterilerini memnun ederek, kendi varlığını da koruyup geliştirebilmek, çevresine de katkıda bulunabilmek ve aslında her konuda sürdürülebilir olmaktır.

Özünü koruyamayan, misyonunu kaybeden kuruluş amacından uzaklaşan işletmelerde risk altındadır. Değişim ve gelişim kontrolsüz ve popülist olursa işletme bu değişimden gelişim kazanamaz ve olduğundan daha geriye gitmeye mahkum olur. Bunun tam tersi de olumsuz sonuçlanacaktır, gelişmeye direnç, zamanın şartlarına uyamamak, şirketi tarihin tozlu sayfalarına taşıyacak, işletme kitaplarında kötü strateji örneği firmalara adını yazdıracaktır.


İlker Karademir, PhD.c

Lisans eğitimimi 2005 yılında Kocaeli Üniversitesi, Metalurji & Malzeme Mühendisliği 'nde tamamladıktan sonra, iş hayatına Kalite Sistemleri Denetçisi olarak başladım. Daha sonra Otomotiv, İnşaat, Mobilya, Demir-Çelik gibi farklı sektörlerde önde gelen yerli ve yabancı şirketlerde Kalite Müdürü olarak çalıştım. Aynı zamanda 2010 yılında Maltepe Üniversitesi ,Yönetim-Organizasyon alanında yüksek lisansımı tamamladım. Halen global bir şirkette Sürekli Gelişim Müdürü olarak çalışmakta ve İşletme Yönetimi alanında Doktora eğitimimi sürdürmekteyim.

0 yorum

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir